This website uses cookies to ensure you get the best experience on our website. OK

Neden yıllar sonra Sony'i bırakıp başka bir markaya geçtim?

Bazı markalar vardır “sana” güven verir. Mesela Beko… Çocukluğundaki ilk Beşiktaş formanın önünde Beko yazar kocaman, saplanır beynine, ondan sonra hep seversin onu. Sanki hayatında gidip yüz tane bulaşık, çamaşır makinesi almışsın gibi. Ama fark etmez yine de, herkesin böyle markaları vardır. Sony de benim için bu markaların başında gelenlerden biri. Bugüne kadar 3 telefon kullandım, sonuncusu ötekilerden daha akıllıydı, ama hepsi Sony idi. Çevremdekilerin telefonlarının takılma, donma, bozulma olaylarına hep uzaktan baktım, nasılsa bizim mahalleye uğramıyordu böyle olaylar. Ama sonuçta bizim mahallenin adı da Vefa değildi ve ben de en sonunda Sony ile ilişkime ara vermeye karar verdim. Elbette birçok nedeni var bu kararın, o yüzden bu yazıyı kişisel birinin kararı yerine "bir tüketici nasıl yönlendirilir ve nasıl küstürülür" olarak okuyun, eleştirin.

xperia z1 compact colors
 © Sony

Herhangi bir teknoloji editörünün bu yıl en çok yazdığı kalıp “Galaxy S6” dır muhtemelen. Yok videosu sızdı, güncellemesi oldu, şu rengi geldi, bu kalıbı gitti, ah ahh vah vah.. Sitelere baktığınızda en çok okunan, ilgi çeken haberler her zaman Samsung, doğal tabi, arz-talep dengesi. Durum böyle olunca, hele ki yazıyı sen yazıyorsan bolca reklama ve incelemeye maruz kalıyorsun. Başlarda anlamıyorsun reklamların gücünü, Samsung’un neden milyar dolarlar harcadığını reklamlara ama sonra kendini “telefonunu havalı havalı kablosuz şarjına bırakıp, bir şeyler yapmaya devam ettiğin” şeklinde hayaller ederken bulunca orada biraz duruyorsun. Elbette bu arada kablosuz şarj sadece Galaxy S6 ailesine özel değil ama reklam dedik ya onlar kazıyorlar aklına insanın.

Sony’e dönelim; Xperia Z4 / Z3+ olayı tam bir saçmalık. Önce Z4 diye çıkart sonra tepki görünce başka bir pazarlarda Z3+ yap. Neden böyle işlere girersin ki, taş gibi markasın, bekle biraz, inovasyon yap, aşmış bir kamera koy, zaten suya toza dayanıklısın, patlat bombayı Eylül’de biz de gurur duyalım. Ama Sony böyle yapmadı. Z3+ Türkiye tanıtımına davetli olan editörlerden biriydim. Gittim, Türkiye müdürü çıktı, mıy mıy mıy bir şeyler anlatıyor, insanlar o ara açık büfeden aldıklarına dalmışlar, dinleyen yok. Heyecan yok, adamın kendisi de heyecanlanmamış ki milleti heyecanlandırsın. Soru kısmına geçildiğinde salondan bir soru bile çıkmadı, dedim bari ben sorayım: “Samsung, tasarımında edge gibi inovatif adımlar atarken Sony’nin tamamen aynı cihazı yeni amiral gemisi olarak kullanıcılara sunmasını sonra da tepki görünce ismini değiştirmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?” Adamın suratta “sıçtık, çalışmadığımız yerden sordular” ifadesi, gülümsüyor mu ne yapıyor belli değil en sonun alakasız bir cevap verdi. Muhtemelen suya, toza dayanıklıyız ki biz tadında… Cevabı da takan olmadı zaten. Sonra Sony neden Türkiye’de satmıyor? Cidden o gün bu soruyu son soruşum oldu kendime.

sonyyy
 © sony

Şimdi bireysel nedenlere dönersek, bir yıldan fazla süre Xperia Z1 Compact kullandım, Ağustos başına kadar da kullanmaya devam edeceğim. Sony’e böyle bir cihaz yaptığı için minnettarım. Ne dondu ne takıldı, muhteşem kamera, her şeyiyle boyutundaki bir cihazdan bekleneceklerin en iyisini sundu. Bunun yanında onlarca kez düşürdüm, artık bir noktada düştüğü için umursamadım bile çünkü zaten kırılmıyordu. Çevrenizde iPhone kullananlar varsa telefonları düştüğü anda suratlarına bakın, o yerden almak için bir anda çılgınca uzanan ellerine falan da bakın, feci eğlenceli, nasıl bir panik… Sony bana bunları hiç yaşatmadı. Üzerine havuzda, denizde her yerde fotoğraf çektim. Neyse özetle Xperia, experience (deneyim) kelimesinden geliyor ve Sony bana oldukça iyi bir deneyim sundu.

android galaxy s6 edge samsung image 06
© Samsung

Peki deneyim bu kadar iyiyse neden artık Sony değil?

Kendime ve size yalan söyleyecek olsam; “İşim gereği farklı cihazları deneyimlemeliydim, böylece okuyucularımıza en iyi yazıları sunabilirim…” tadında vıcık vıcık şeyler derdim. Neyini deneyimleyeceksin test edersin, yazarsın, biter. Atomu parçalamıyorsun ya. Ayrıca konu Samsung olunca, Orbay Boran denen adam Samsung’un kitabını yazmış, yanıtlanmadık soru, çözülmedik sorun bırakmamış. Açıkçası gençlik yıllarımı onun Samsung bilgisine ulaşmak için harcamayacağım.

Telefonu değiştiriyorum, çünkü yeniliği seviyorum ve Sony artık bana bu yeniliği sunamıyor. Aynısının mavisini kullanmak istemiyorum, bu kadar basit. Madem deneyim deneyim diyor Sony, o zaman bize yeni bir deneyim sunsun. Deneyim kendini tekrarlayan anlardan edinilmez, yenilikle, farklılıkla, risk alarak edinilir. Ve açıkçası Samsung bunu yapıyor. Evet güncellemesini geç veriyor, bazen saçmalıyor falan filan ama inovasyona, yeniliğe, teknolojiye de para harcıyor. Bugüne kadar hiçbir Samsung cihaz dikkatimi çekmemişti çünkü hiçbir cihazı premium bir his uyandırmamıştı. Ama artık böyle bir cihazı var ve incelediğim ilk günden itibaren de onunla ilgili fikrim değişmedi. Zümrüt yeşili Galaxy S6 Edge ile yoluma devam edeceğim. Yıllarca uzaktan oldukça sevimsiz görünen TouchWiz’i deneyimleyeceğim. Elbette değerlendirirken tarafsız olacağım ama içten içe umarım Xperia arayüzünden çok da kötü değildir diyorum.  

Neyse, uzun oldu biraz ama gerçekten bir markaya tamamen bağlı biri nasıl küstürülür ve başka bir marka nasıl müşteri çeker, reklamlar ne işe yarar, bence açıkça görülecek şekilde anlattım. Bir de bunların, ve her şeyin ötesinde bence şunu da demeliyiz bazen: “Bana ne ya babamın şirketi mi sanki…”

23 comments

Yeni yorum yaz:
Show all comments

This website uses cookies to ensure you get the best experience on our website. More info

Got it!