This website uses cookies to ensure you get the best experience on our website. OK

Türkiye Fatih Projesi ile Dünya Tablet Piyasası’nı Fethetmek İstiyor

google erdogan
Google yönetim kurulu başkanı Eric Schmidt ile Başbakan Erdoğan'ın İstanbul Dolmabahçe'deki görüşmesinden bir kare / © zaman

Adını Osmanlı Tarihi’nin efsane hükümdarı Fatih Sultan Mehmet’den alan modern Türkiye Cumhuriyeti Tarihi'nin en önemli eğitim projelerinden ''Fırsatları Arttırma ve Teknolojiyi Geliştirme'' projesi tam gaz devam devam ediyor. Bugüne kadar genelde bu ilginç projenin Türk Eğitim Sistemi içerisindeki rolünün üzerine yoğunlaşıldı ve de projenin Türkiye’yi global teknoloji piyasasında önemli bir oyuncu olmaya götürecek dinamikleri üzerinde pek durulmadı. Oysa ki Fatih Projesi Türkiye’nin dünya tablet piyasalarını fethetmek üzere koyduğu ekonomik bir programın ilk adımı.

Fatih Projesi Tam Olarak Nedir? 

Son zamanların en büyük teknoloji ve eğitim yatırımlarından bir tanesi...

Tüm devlet ilk ve orta öğretim kurumları kapsamında bilgi teknolojilerinin yaygınlaşması ve de eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması amacıyla bilgi teknolojisi araçlarına yapılması planlanan yatırımı özetleyen projenin adı Fatih Projesi. Proje kapsamında tam tamına 620.000 derslikte öğrenim gören 20 milyona yakın öğrenci bulunuyor. Kademeli olarak uygulamaya konulacak projenin uzun vadeli hedefi ise tüm sınıfların ‘Akıllı Sınıf ‘ diye isimledirilen şekilde modernize edilmesi ve de tüm öğrencilere bu konsept içerisinde kişisel kullanıma da olanak sağlayacak şekilde tablet bilgisayarların dağıtılması.

Fatih Projesi’nin ekonomik boyutuna dikkat çektiğim bu yazıda projenin detayları hakkında sözü kısa kesiyor ve de daha fazla bilgi almak isteyen okuyuculara aşağıdaki eğlenceli videoyu izlemelerini tavsiye ediyorum.


(youtube linki: tıklayınız)

Fatih Projesinin Arkasındaki Ekonomik Motivasyon Nedir?

Devlet desteği ve teşviği ile dünyada söz sahibi olacak %100 Türk Tablet Bilgisayar Üreticilerine sahip olmak

Ekonomik krizin dünyayı kasıp kavurduğu bir konjonktürde 2011 yılını Avrupa’da birinci dünyada ise Çin’den sonra ikinci en hızlı büyüyen ülke olarak kapatan Türkiye kendisine uzun vadede dünya piyasalarında rekabet edebilecek sürdürülebilir bir üretim sektörü yaratma peşinde. Hepimizin bildiği üzere dünyada isim yapmış Türk markalarının ve ürünlerinin sayısı bir elin parmaklarını bile bulamıyor.

Bu noktada Türkiye’nin uzun vadede seçmiş olduğu stratejik teknoloji üretim sektörü ise tablet bilgisayar sektörü. Amaç Fatih Projesi ve benzeri projeler ile yerli üreticilerin uluslararası rekabetin zorlu koşullarından ve pazarlama zorluklarından korumak ve de sektörün gelişimine katkıda bulunmak.

Fatih Projesi’nin kapsamında Türk ilk ve orta öğrenim kurumlarında yaklaşık 20 milyon öğrencinin olduğunu göz önünde bulundurursak bu proje kapsamındaki yerli üreticilerin doğrudan bu derece geniş bir müşteri kitlesine sahip olması onlar için gerçekten bulunmaz bir nimet. Bu kadar büyük ölçekli bir yerel pazar üzerinde deneyim kazanacak olan Türk üreticilerin devletin kanatları altında global rekabete hazırlanması fikri gerçekten heyecan verici.

Dünyada Daha Önce Buna Benzer Teşvik Programları Uygulandı Mı?

Evet! Samsung, HTC, Lenovo ve benzeri bir çok uzakdoğu firması benzer korumacı hükümet politikaları ile büyüdüler…

Ekonomi literatüründe ‘Bebek Endüstriler Argümanı’ ana başlığı altında incelenen hükümet kontrolünde kademeli dünya rekabetine açılım politikaları günümüzün öne çıkan uzakdoğulu teknoloji firmalarının bugünlere gelmesinde çok büyük rol oynadı. Devletin yerli özel sermayeyi dünya rekabetine hazır hale gelinceye kadar desteklediği ve de firmaların kurumsal ve de teknolojik olgunlaşmalarını tamamladıktan sonra desteğin çekildiği bu yaklaşım ülkemizde Fatih projesi ile tablet bilgisayar sektöründe uygulanmaya başlanıyor. Bu anlamda Fatih Projesi sadece bir başlangıç olma özelliğine sahip.

Okurlarımız içerisinde 80’li ve 90’lı yılları yaşamış olanlar hatırlayacaktır. O dönemde Türk piyasasına girmeye başlayan Güney Kore üretimi olan ürünleri kimse ciddiye almıyordu. Kim Sony varken Samsung bir walkmen almak ister di ki? Ya da Volkswagen dururken Cüneyt Arkın’ın uçan tekmeli reklamlarında boy gösteren Kia arabalara ne demeliydi? Bu ürünlerin tek özelliği ucuz olmalarıydı. Fakat o günden bugüne Samsung (Galaxy S2 ve Galaxy S3 gibi modelleriyle) akıllı telefon piyasasının tartışmasız bir numarası olurken Kia’da otomotiv piyasasında kendine saygın bir yer kazanmayı başardı.

Projenin Başarı Şansı Nedir? Hayal mi Gerçek mi?

Kalıcı bir ekonomik gelişim için bu ve benzer projeleri denemek zorundayız !

Fatih projesi’nin arkasında yatan ekonomik amaçlar temelinde çizilen çerçevenin içerisine projesinin sosyal içeriği ile ilgili olan tartışmaları bir yana bırakarak projeyi tamamiyle ekonomik açıdan değerlendirdiğimde şu an itibariyle dünyanın en büyük 16’ıncı ekonomisi olan Türkiye’nin dünyada sözü geçen bir ekonomik güç haline gelmesi iddiasının ciddiyet kazanması için bu ve benzer projelere olan ihtiyacın çok net bir şekilde görülebileceğini düşünüyorum. Hiç şüphesiz ki ülkemizin son çeyrek yüzyılda teknik eleman yetiştirme alanında yapmış olduğu atılımın ürünleri olan değerli mühendis ve teknisyenlerimiz başarılı bir yönetim olması koşuluyla Anadolu Kaplanları’na dönüşerek Türkiye’yi sürdürülebilir bir ekonomik gelişim ortamına taşıyacak kapasiteye sahipler.

Proje eğer siyaset üstü bir şekilde ele alınır ve de kalkınma planlarında olduğu gibi hükümetler arası süreklilik tabanına oturtulabilirse başarıya ulaşmaması için bir neden göremiyorum.

Önümüzdeki zaman dilimi içerisinde Türkiye için çok önemli olduğunu düşündüğüm bu projenin farklı detayları üzerine yazmaya devam ediyor olacağım. Fatih projesinin ekonomik çerçevesi hakkındaki bu yazıya burada nokta koyuyorum. Lütfen düşüncelerinizi yorumlarınızla bizlerle paylaşmaktan çekinmeyin.

No comments

Yeni yorum yaz:

This website uses cookies to ensure you get the best experience on our website. More info

Got it!